bırakmak

-i
1. 放下, 投, 掷, 抛, 扔掉; 遗留: Elindeki değneği bırak. 把你手中的棍子放下!Cinayet mahallinde bıraktığı kâğıtlar sayesinde katilin kim olduğu anlaşılmıştır. 根据犯罪现场遗留的几张纸片, 杀人凶手已经查明。Çocuk elmayı dişleyip bırakmış. 这孩子把苹果啃了一口就扔了。
2. 放到: Kâğıdı masanın üstüne bırakınız. 您把文件放到桌子上吧!Otomobilimi köşedeki park yerine bıraktım. 我把我的车停到了边上的停车场。
3. 推迟; 拖延: Gezmeyi haftaya bıraktık. 我们已将旅行时间推迟了一周。Akşamın işini sabaha (或 yarına) bırakma. 成́ 今日事今日毕, 莫为明天留。
4. 遗失: Acaba eldivenlerini nerede bıraktım? 我会把手套忘在哪里呢?Atkımı okulda bırakmışım! 我把围巾忘在学校了。
5. 使恢复原位, 使恢复原状, 使重新处于某种状态: Aldığınız yere bırakınız. 请放回原处!Masayı yerine bırak. 请把桌子放回原处!
6. 储蓄: Paranın bir kısmını bırak! 请把一部分钱储蓄起来!
7. 使负责, 委托, 托管: Çocuklarını dedelerine bıraktı. 他把孩子交给孩子的爷爷照看。Eşyamı size bırakacağım. 我要把我的东西委托你照看。Bu işi size bırakıyorum. 我要把这件事交给你去办。Ötesini bana bırak. 其余的事你都交给我吧!
8. 许可, 批准; 放行: Bırakın da gideyim; bütün dünyayı dolaşayım, burada zaman yitirmeyeyim. 请放我走吧!我要周游世界, 别让我在这儿浪费时间!Suyuu bırakın aksın. 把水放开, 让它流走!
9. 蓄起, 留下(胡须、头发等): Saçlarını omzuna bırakmış. 她的头发已垂到肩。Sakal bıraktı. 他留起了胡须。
10. 留下, 交给; 遗赠给: Çocuklarımı evde bıraktım. 我把孩子们留在家里了。Karısına çok mal bıraktı. 他给他的妻子留下了许多财产。Kırtıpil babası ölmüş, milyonlar mı bırakmıs? 他吝啬的父亲去世了, 留下百万家产了吗?
11. 抛弃, 放弃; 遗弃, 休妻: Beni yolda bırakma. 别把我扔在路上不管!Bu meseleyi bırakalım. 这个问题咱们先不谈了!Eskiden erkekler bir tek sözle karılarını bırakabilirlerdi. 过去男人一句话就可以把妻子休掉。
12. 戒断: Babam sigarayı bıraktı. 我爸爸戒烟了。Bırak şu cigarayı ahu baba. 你就戒烟吧, 老烟鬼!
13. 辞职: Öğretmenliği bırakacak. 她要辞去教师的工作。
14. 留下: leke \bırakmak 留下污点 İnsan dünyada iyi nam bırakmalı. 人活在世上要留下好名声。Tozlu ayakkabılarınız halıda iz bıraktı. 您的双脚全是泥, 把地毯都踩脏了。
15. 放开; 放出; 释放: Bırak beni. 放开我!Kafesteki kuşu bıraktım. 我把笼中的鸟都放了。
16. 使处于某种状态: birini aç \bırakmak 使某人挨饿 parasız \bırakmak 使一无所有 Çocuklarını yetim bıraktı. 他遗弃了他的孩子。Bu kara haber köyü dul bıraktı. 这个噩耗使全村成了寡妇村。
17. 让留级: Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı. 老师让3名反应迟钝的孩子留级了。
18. 同意以某一价格出售, 出手: Başkalarına on ikiye veriyoruz, ama, sana onar yuandan bırakayım. 我卖给别人是12块钱, 卖给你, 就10块钱算啦!Satıcı paltoyu bin liraya bıraktı. 小贩同意以1千里拉售出大衣。
19. 送到: Seni evine bırakırım. 我可以送您回家。
20. (-i, -e) 捐给, 赠送: Bizim komşu bütün malını Çocuk Esirgeme Kurumuna bırakmış. 我们的邻居把他的所有财产都捐给保护少年儿童协会了。
21. nsz 松开: Masanın kaplaması bırakmış. 桌子的贴面翘起来了。
◇ bırak 算了, 罢了, 拉倒吧: Bırak ne yaparlarsa yapsınlar. 算了吧!他们要干什么, 就让他们干去吧!bırak ki 另外, 况且: Bırak ki işim var, işim olmasa bile ben bunu yapamam. 另外, 我还有事, 即使没事我也不会做这个的。Oraya gitmek istemem, bırak ki işim de var. 我不想去那儿了, 况且我还有事要办。bırakın 算了, 罢了, 拉倒吧: Bırakın, artık ondan söz etmeyelim. 算了, 咱们别再谈这个事了!bırakıp gitmek 离开, 离去: Gözüm arkada kalmadan bırakıp gittim. 我放心地离去了。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • bırakmak — i 1) Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak 2) nsz Koymak Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı. T. Buğra 3) Bir işi başka bir zamana ertelemek Gezmeyi haftaya bıraktık. 4) Unutmak Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım? 5) Bulunduğu yeri veya durumu… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • pay bırakmak — 1) kesme, biçme, yapma sırasında, bir şeyde daha sonra kullanılmak için fazlalık bırakmak Daha güzel günlere pay bırakmak için bir fedakârlık edelim. P. Safa 2) mec. bir ilişkide fazla samimi olmamak, mesafe bırakmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • meydanda bırakmak — 1) açıkta, evsiz barksız bırakmak 2) ortada, herkesin gözü önünde bırakmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yaya bırakmak — 1) yarışma söz konusu olan durumlarda geride bırakmak Özellikle süper devletler, kendi çıkarları için kendilerine muhtaç dostları bir çırpıda yaya bırakıverirler. T. Halman 2) yarı yolda bırakmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yüzüstü bırakmak — 1) birini yapayalnız, kimsesiz, kötü bir durumda bırakmak 2) bir işi zamanında yapmayıp savsaklamak, olduğu gibi bırakmak, ihmal etmek Evdeki işimi gücümü yüzüstü bıraktım. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • baş başa bırakmak — birinin, bir şeyle veya bir kimseyle yalnız kalmasını sağlamak Kızı, kendi yaşları ile baş başa bırakmak var. M. Ş. Esendal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • başıboş bırakmak — (birini) üstünde hiçbir baskı veya denetim bulundurmamak, kendi havasına bırakmak Durgun sular, başıboş bıraktığım sandalı / Yalıların önünden geçirdi yavaş yavaş. F. N. Çamlıbel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • başsız bırakmak — 1) yöneticisiz bırakmak 2) büyüğünü yitirmesine sebep olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kendi hâlinde bırakmak — (bir şeyi) üzerinde çalışmayarak geliştirmemek veya bakımsız bırakmak, işlememek Nasıl çalışmayan küf tutarsa bir müessese de gençleştirilmez, kendi hâlinde bırakılırsa ihtiyarlar, yıkılır, dağılır. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • maruz bırakmak — bir olayın veya bir durumun etkisinde bırakmak Türk Cumhuriyeti varlığını, istikbalini safsatalarla tehlikeye maruz bırakamaz. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • muhayyer bırakmak — seçmeli bırakmak, seçmeye izin vermek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.